Mevcut hükümet, hükümette olduğu üç dönemde sayısız kurumun özelleşmesini sağlamış, milli servetlerimizin çoğunun da yabancıların eline geçmesine sebep olmuştur.
Şöyle bir bakarsak, Türk Telekom, Tüpraş, Pektim, Petrol Ofisi, çok sayıda banka ve liman işletmesi, bu dönemlerde özelleştirilmiş, devletin kasasına ciddi anlamda sıcak paralar girmiştir. Yalnız bu gelişmelerin vatandaşa hiçbir olumlu etkisi olmamıştır. Yine vergi, yine vergi… Vatandaş yine zarar eden taraf olmuştur çünkü özelleştirmelerle birlikte çok sayıda vatandaşımız işsiz kalmıştır.
Eğer dikkat ederseniz özelleştirilen kurumlarımızın bazıları özelleştirmeden sonra kapanmıştır. Bazıları ise faaliyetlerine hâlâ devam etmektedir. Kapananları ve kapanmayanları şu şekilde ayırabiliriz; kâr ederken özelleştirilenler, zarar ederken özelleştirilenler…
Külliyen zarar olan kurumlarımızın özelleştirilmesine bir şey diyemem. Eğer çare kalmamışsa özelleştirilebilir. Ama özelleştirilirken de komik rakamlarla değil. Birçok kurum özelleştirilirken arazinin fiyatı dikkate alınmadan “kurumu alana arazisi bedava kampanyası” yapılmış, bu sayede özelleştirmeyle beraber o kurumun yeni sahiplerine piyango vurmuştur. Zaten satın alanların çoğu da özelleştirmeden sonra arazinin üstünü tamamen boşaltıp başka şeyler inşa etmiştir.
Ya peki özelleştirilen firmalardan hâlâ da faaliyette olanları? Demek ki istedikten sonra oluyormuş değil mi? Kafası çalışan adamlar o kurumları aldıktan sonra bırak zararı kâr ederek faaliyetlerini sürdürüyor.
Yandı gülüm keten helvam…
…
Tüm bunları değerlendirdikten sonra güncel bir özelleştirme haberine geçiyoruz.
Gündemde Kütahya Seyitömer Termik Santrali ve Kömür İşletmesi'nin özelleştirilmesi var. Sırf bu yüzden, 7 Ekim 2012 Pazar günü Kütahya'da “Özelleştirmeye Hayır” mitingi düzenlendi. Belki bu haberi aranızda şuan ilk defa duyanlar olabilir. Çünkü bu haber yaygın basına pek yansımadı. Bir iki tane emekçinin halinden anlayan yaygın gazete ve yerel gazeteler haricinde kimse orada neler olduğunu, neler konuşulduğunu yazmadı. Esasında Kütahya'da çok önemli bir miting gerçekleştirilmişti. Türkiye'nin dört bir yanından gelen maden ve enerji işçilerine, diğer kollardan işçilerin yanı sıra vatandaşlar da destek vermişti. Omuz omuza verilerek özelleştirmeye hayır dendi. Ama ne yazık ki o meydandaki sloganlar ve ellerde taşınan “Yetti gari, sattırmeycez!” dövizleri, o meydana sıkışıp kaldı ve yazılı basında olsun, görsel basında olsun pek de yer bulamadı. Ya da buldurmadılar!
Evet, Kütahya'da yapılan bu mitingin duyurulması engellendi. Vatandaşın ve emekçinin sesi kısıldı.
Peki, kimdi bu sese ayar verenler? Çok da zor bir soru olmasa gerek. Bu ve buna benzer haberler mutlaka birilerini rahatsız ediyor, ee demokratik bir ülkedeyiz ya, o yüzden bu haberler bir nevi sansürleniyor.
…
Kütahya mitingine değinmişken Yatağan kafilesine değinmeden geçmek olmaz sanırım. Çünkü Yatağan, yine Yatağanlığını yaptı ve ben buradayım dedi.
Maden-İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin'in de dediği gibi, “Vatandaşın ve emekçinin mağdur edilmesine karşı en güzel dik duruş, her yerin Yatağanlılaştırılmasıyla sağlanır.”