Yatağan’da iç politika giderek kızışıyor. Daha önceki dönemlerde durgun yaşanan seçim kampanyaları, bu son dönemlerde pek fazla kızışacağa benziyor. Benziyor değil kızıştı bile.. Adaylarımız pek çok. Özellikle CHP’den aday olacakların hepsi birbirinden değerli kişiler. Hepsi pırıl pırıl. Daha önce toplum içinde kendilerini gösterme fırsatı verilmemiş kişiler de var içlerinde. Hatta bir bayanın da bu kişiler arasında adı geçiyor. Yatağan için önemli bir demokratik aşamadır bu... Adayların birçoğunun deneyimsiz olduğu görülüyor. O nedenle haklarında iyi- kötü diye bir yargı ortaya konamaz. Bazıları da eski kurt. Örneğin birisi var ki 20 yıl il genel Meclisi başkanlığı 10 yıl belediye başkanlığı yapmış. Ne mutlu böylelerine. Bu halka 30 yıl hizmet etmek onuru az mıdır? Bu onur yetmez mi dersiniz ?. Yetmemiş anlaşılan. Hizmet aşkı ağır basmış. Yeniden ortaya çıkmış. Oh oh…
Henüz denenmemiş adaylar da var demiştik.. Onları denemek isteriz. Ülkemiz için, kasabamız için çalışmak, kendilerini göstermek onların da hakkı. Ne var ki kartlardan gençlere fırsat mı var? Geçenlerde bunlardan birisi “ben adayım” diye kükreyerek çıkmış ortaya. Birisi de boşboğazlık edip sormuş: “Ben adam mıyım,diye sormuş mu kendine?”
Şu fıkrayı Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı kitabından okudum:
Ünlü şairlerimizden Abdülhak Hamit Tarhan , Atatürk’ün karşısında hiç durmadan, saatlerce konuşmuş. Atatürk’e hiç söz vermemiş. Sözleri de abur cubur…Atatürk , yanıt vermek için “Beyefendi” diye başlamış. Karşısındaki yeniden atılmış :
“Beyefendi demeyin bana.”
Atatürk sormuş:
“Ne diyeyim?
“Adam… deyin.”
Atatürk lafı oturtmuş :
“İşte onu diyemediğim için beyefendi, diyorum ya:::
Uzun yıllar yönetim görevlerinde çalışanlar, makam koltuğundan kalkınca boşluğa düşerler. Çevresi birden bire sessizleşiverir. “Başkanım” diye diye yaltaklık yapanların ortadan siliniverişi, onu çok üzer “Keşke bir dönem daha yapsaydım” demeye başlar. Ama kendisini isteyen kaç kişi kalmıştır, diye hiç düşünmez İlçemizin gemli geçmiş yöneticileri arasında böyleleri pek çoktur. Ama bir kişi vardır ki halk kendisinden yaka silker hale geldiği halde yeni görevlere taliptir. Kurduğu bir işbirliği ekibi vardır. Çoğu yarım kültürlü kişilerden oluşmuş bir kadro… Aydın sınırından Antalya’ya uzanan bu güzelim yurt parçası üzerinde egemenlik kurmaya çalışan tatminsiz bir sürü insan…
Bu hastalıklı yapı üzerinde nasıl bir bina oturtulur siz düşünün. Bir yurttaşın görevlerin her türlüsüne talip olma hakkı vardır. Ve lakin önüne geleni küçümseyerek ,her zaman “ben” deme hakkı yoktur. Koltuk ve makam hırsı insanlara zaman zaman çok ağır dersler vermiştir. Bu dersi alabilen mutlu, alamayan bedbaht olur. Betbahlık ise aslında bir cezadır. Ziya Paşa şöyle diyor:
Bedbaht olanın bağına bir damlası düşmez/ Yağmur yerine inci boncuk yağsa semadan.
Not: Yatağan iç politikası hakkında yazmaya devam edeceğimi okurlarıma duyurmak isterim.