Başrolünü unutulmaz sanatçımız Şener Şen’in üstlendiği, Erdal Özyağcılar ve Füsun Demirel gibi yardımcı oyuncuların da harikalar yarattıkları bu 1985 yılı yapımı, Şanlıurfa’nın ‘Sultantepe Köyü’nde çekilen filmin Yönetmeni Manisa doğumlu Nesli Çölgeçen; Senaristi de “Eşkıya, Davaro, Muhsin Bey” gibi filmlerin de senaristi olan ünlü yazarımız Yavuz Turgul idi… Çeşitli dallarda birçok ödüle layık görülmüş, sinemalarda gişe rekorları kırmıştı…
Filmin konusu şuydu: Türkiye’de ‘Feodalizmin Çöküşünü’ ve şehirlere göçün başlama sebeplerini anlatıyordu!.. O yörelerdeki köylerde bulunan arazilerin, suların, evlerin, hayvanlarının yanında, ‘Maraba’ denilen köylülerin de “Ağanın Malı” sayıldığı yıllardı… Köyünü satan ağalar, buranın insanlarını da alıcıya verir, hiç kimse Ağa sözünden dışarı çıkamazdı!..
Filmde; ‘Züğürt Ağa’ya bağlı ekili araziler, üç yıldır yeterli yağış alamadığı için, çok az ürün (buğday) alabiliyorlardı… Yağmur yağdırması için yörenin Dinî Şıh’ı getirilip, defalarca ‘Yağmur Duası’ yaptırılmış, ama bir türlü yağış olmamış, bu yüzden Züğürt Ağa ile Şıh’ın arası açılmıştı… O sırada Genel Seçimler gelip çatmış, Ağa’nın istediği partinin Milletvekili adayı köye gelmiş, ona nutuk çektirmiş, seçim günü de oy vermezden önce bütün seçmen olan Marabalara Ağanın Kâhyası duvar arkalarında para dağıtmıştı… Sandık açıldığında bir de baktılar ki, Züğürt Ağa’nın istediği partiye ’Bir Oy’ çıkmış, rakip partiye ise 176 oy çıkmıştı… O tek oy da Ağanın oyuydu… Sonra anlaşıldı ki; Şıh, Ağadan intikam almak için Marabalara, tamamen Arap harfleriyle yazılı birer “Cennet Tapusu” dağıtmış, bütün oyları rakip parti götürmüş, Züğürt Ağa da bu sebeple ilk kez Tarım Kredisi alamamıştı!..
Kuraklıktan buğday yok, para yok, bir de Ağa’nın babası bir Marabanın ağabeyine bir tomar para vererek, onunla evlenip düğün yaptırmış, zifaf gecesi de ölmüştü!.. Bu kargaşada bir gurup Maraba, ‘Kekeç Salman’ adlı kızı satan ağabeyin (Erdal Özyağcılar’ın) aklına uyup, Ağanın ambarındaki buğdayları çalıp satmışlar, Züğürt Ağa iyice yoksullaşıp, tamamen züğürtleşmişti!..
Köyü satmaya karar veren Ağa, tarla kenarına bir levha asar: “SATlık KöY - HaRAPtaR!..” Kendi partisinin siyasilerinden biri gelip, köye bir müşteri bulduğunu söyler, ‘ölmüş eşek’ fiyatına köyü satılır, Ağa da İstanbul’a göçer, orada sıfırı tüketir!.. Halbuki onun arazilerinin olduğu yere ‘GAP Baraj Gölü’ yapılacak, arazileri çok kıymetlenecektir!.. Ağayı hep en yakın dostları kazıklayıp giderler, en sonunda da, en iyi yaptığı işi “Çiğ Köfteciliğe” başlar, seyyar olarak yırtık terlikleriyle onu satarak geçinmeye başlar…
Filmi kaç defa izledim bilemiyorum, ama her zaman da ‘sanki ilk kez’ seyrediyormuşum gibi aynı ilgi ve aynı heyecanla izledim!.. Bu filmde Şener Şen ve Erdal Özyağcılar, rollerini en mükemmel şekilde yaparak, bu ‘Ders’ niteliğindeki filmi “Unutulmaz Bir Yapıt” haline getirmişler, kendilerine halkımız adına şükranlarımızı sunuyor, daha nice vasıflı eserlere çok uzun yıllar sağlıklı kalarak, yenilerini yaratmalarını temenni ediyoruz!..
Son seçimden önce, koca koca ‘Siyaset Bilimcileri’, koca koca ‘Siyasi Yöneticiler’, bilgiç ‘Ekonomistler’ hep ne diyorlardı: “İktidar partisinin bu seçimleri kazanması mümkün değil, artık ‘Orta Direk’ diye bir şey kalmadı, mutfaklarda tencereler kaynamaz oldu, enflasyon-pahalılık-işsizlik, bunlar her iktidar gibi bu iktidarı da götürecektir!” dediler, değil mi? Peki ne oldu?
Şimdi gel de, “Züğürt Ağa” filmindeki seçimde Ağanın kaybedişi ve Şıh’ın kazanması olayını hatırlamayın bakalım!? Bu bizim aziz halkımızın hikmetinden sual olunur mu hiç!? Ne zaman, ne yapacaklarını kimseler bilemez!.. Siyaset Bilimcileri, Muhalif Siyasi Yöneticiler, Araştırmacılar ve Ekonomistler, tıpkı Züğürt Ağa gibi yamuldular değil mi? Senarist Yavuz Turgul’un taa 1985 yılında, bu filmdeki öngörüsünü hâlâ hayranlıkla ve de gülümseyerek izliyoruz değil mi !?