Bu seçimde, CHP başarılı mıdır, değil midir? Önce CHP’nin ülke sosyolojik gerçekliğindeki oy alma tablosuna bir bakalım. CHP 11 ilde birinci parti oldu. 23 ilde % 10 barajı altında kaldı(4 ilde % 10, 4 ilde % 7, 3 ilde % 5, 10 ilde % 3 ve 2 ilde % 1’in altında). CHP’nin baraj altı kaldığı iller; İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu illeri… AKP 56 ilde, MHP 1 ilde, HDP ise 14 ilde birinci parti oldu. Bu durumda CHP, 47 ilde ikinci, üçüncü veya dördüncü parti olabildi.
Bu tabloya göre CHP’nin 7 Haziran seçiminde aldığı % 25 oy büyük başarıdır. CHP, Türkiye’nin 81 ilinden milletvekili çıkarabilecek potansiyele sahip olmadığı sürece, CHP’nin % 30’u aşması mümkün değildir ve bu da CHP’yi iktidar yap(a)maz. AKP, 56 ilde birinci parti olmasına rağmen, ancak % 41 oy alabildi ve milletvekili sayısı 258’de kaldı. CHP’nin bu seçimdeki vaatleri ekonomik ve toplumda karşılık bulan vaatlerdi. MHP ve HDP’nin vaatleri de benzerdi.
Bu önemli vaatlerine rağmen CHP, neden daha fazla oy alamadı veya birinci parti olamadı? Bunun sosyolojik ve sosyo-psikolojik nedenlerini CHP iyi araştırmalıdır. CHP bazı konularda ürkek siyaset yapmaktan, bunu savunursam acaba tabanımı veya oy aldığım seçmenleri ürkütür müyüm tavrından vaz geçmelidir. Kürt sorunu ve çözümüyle ilgili konulardaki düşüncelerini açıkça ortaya koyabilmelidir. Sorunun kıyısında dolaşmamalıdır. Örneğin, bir ana dilde eğitimi savunabilmelidir.
Burada Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanı Ahmet Sever’den bir alıntı: <Danışmanlar tartışıyordu: “Cumhurbaşkanı Meclis açılış konuşmasında ‘Kürt sorunu’ demeli mi, dememeli mi?” Dayanamadım, Abdullah Bey’den “Efendim, çok kaba olacak ama affınıza sığınarak bir şey anlatmak istiyorum” diye izin aldım. “Yücel, 12 Eylül döneminde bir şiir yazıyor. Ve affedersiniz, ‘g.t’ ifadesini kullanıyor.” Herkesin gözü faltaşı gibi açıldı. Devam ettim: “Yücel’e dava açıyorlar. Hâkim, “Can Bey, neden bu lafı kullandınız?” diye soruyor. Yücel, “Hâkim Bey, bu memlekette g.te g.t denir” diyor. Bunu anlattım. “Bu ülkede de Kürt sorununa ‘Kürt sorunu’ denir! Arkadaşlar bir saattir neyi tartışıyor” dedim. Gül, kahkahalarla güldü. O gülünce herkes gülmeye başladı. Konuşmasında da, ‘Kürt Sorunu’ dedi.> (Çınar Oskay, Hürriyet, 14.6.2015)
CHP, ülke gerçeklerini dile getirmede açık ve net olabilmelidir. Tabi önce bu konuları örgütü içinde konuşacak, tartışacak, tabanını ikna ettikten sonra dışa karşı bir açılım yapacak…
xxx
CHP-MHP ve HDP; 13 yıllık AKP iktidarının uygulama ve politikalarını eleştirerek bugüne kadar siyaset yaptılar. Şimdi MHP, ‘ben HDP ile koalisyon yapmam’ diyor. HDP, meşru zeminde siyaset yaparak, 80 milletvekiliyle parlamentoya girmiştir. Eğer sandık sonuçlarına saygı duyuluyorsa; sübjektif değerlendirmelerden uzaklaşılmalıdır.
Yargı bağımsızlığının yok edilmesine, bürokrasideki partizan kadrolaşmalara, iç güvenlik yasasına, RTÜK’e, YÖK’e, medyanın tek tipleştirilmesine, laik eğitimden uzaklaşılmasına, yolsuzluklara, % 10 seçim barajına, çocuk gelinlere, ülke içinde kutuplaştırıcı söylemlere, hükümetin dış politikalarına vb. durumlara karşı; bu üç parti, yaklaşık birbirlerine benzer şeyler söylediler.
Şimdi bu olumsuzlukları düzeltme fırsatı doğmuştur. Bu üç parti hükümeti kurmalıdır. Hükümetin şekli; ideali, CHP+MHP+HDP’dir. CHP+MHP ve HDP dışarıdan destek veya CHP+HDP ve MHP dışarıdan destek şeklinde de olabilir. Koalisyon 2 yıllık bir süreçte ve çerçevesi çizilmiş, kuralları belirlenmiş bir şekilde olabilir. Ortaklık iyi giderse, bunun ömrü iki yıl daha uzar ve Türkiye tarihinde bir ilk gerçekleştirilmiş olur. Söz konusu olan demokratik bir ülke olabilmekse; gerisi, (gereksiz) ayrıntıdır…