Bu ülkede görmediğimiz kalmadı… “17-25 Aralık Olaylarını” hatırlayınız: AKP İktidarının 4 Bakanı Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış ve Zafer Çağlayan hakkında yapılacak haberlere “Yayın Yasağı” getirilmişti…
--İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlunun evinde 6 tane çelik para kasası bulunmuş, içleri döviz doluydu ve hiçbir iş yapmayan bu gencin evinde bu kadar döviz ne arıyordu, bu konu asla sorgulanamadı…
--Bakan Zafer Çağlayan’ın kolundaki 750 Bin TL’lik saatin faturasının sahte olduğu ortaya çıkmış, peçete üzerine yazılı bir faturayı basına göstermiş, sonra rezil olmuştu…
--AB Bakanı güya çok dindar Egemen Bağış büyüğümüz; “Perşembe günü akşamları sosyal medyadan bir Bakara-Makara Suresi atıp, vaziyeti idare ediyorum” sözüyle gündeme gelmişti…
--Bakan Erdoğan Bayraktar da; “Benim yaptığım her işten sayın Başbakan Erdoğan’ın haberi vardı, ne diye beni suçluyorsunuz?” sözüyle gündeme oturmuştu…
--Aynı günlerde Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde, ayakkabı kutuları içinde binlerce Dolar ve Euro ele geçirilmiş, bu paraların camii yapımında kullanılacak hayır paraları olduğu söylenmiş, günler sonra faizleriyle bu paralar geri ödenmişti, hatırladınız mı!?
Bu olaylar üzerine hükümet hemen bir karar yayınlayıp, bu haberlere ‘Yayın Yasağı’ koymuş, bunlar kamuoyu önünde tartışılması önlenmiş ve gizlenmişti… Muhalefetin konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi sonucu, bu olaylar hakkında yıllar sonra karar çıktı… Anayasa Mahkemesi 4 yıl sonra; “Bu olaylara yayın yasağı getirilmesi yasalara uygun değildir” kararını verdi…
Peki neye yaradı? Ortada artık ne o Bakanlar vardı, ne o günkü hükümet ve ne de halkımız bu olayları hatırlıyordu… Hepsi unutuldu gitti, geride kötü anılardan başka bir şey kalmadı!.. Geç gelen adalet hiçbir işe yaramıyordu… Her şey, yapanların yanına kâr kalmış görünüyordu… Bu kararın “Emsal Teşkil Etmesi” dışında kimseye bir yararı kalmamış oldu…
“Erken Seçim” Macunu Tüpten Çıktı mı !?
Son günlerde AKP’den peş peşe gelen istifalar, yeni parti kurma çalışmaları, petroldeki aşırı fiyat artışları, Suriye’deki gelişmeler, ABD-İran arasındaki gelişmeler, ülkede aşırı artan işsizlik, pahalılık, sınırlarımıza yine dayanan mülteciler, başımızdaki iktidarı hayli zora sokmaya başladı… 12 Eylül günü SP Genel Başkanı sayın Temel Karamollaoğlu’nun Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ı ani ziyareti, Erdoğan’ın onları ortak çalışmaya davet etmesi; İYİ Parti’nin ‘Millet İttifakı’ konusundaki açıklamaları, CHP Lideri sayın Kılıçdaroğlu’nun, iktidarın mecburen erken seçime gideceği konusundaki açıklamaları, insanlarımızın kafalarını iyice karıştırdı…
Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni partiler kurup, AKP’yi bölme endişesi, sayın Erdoğan’ı endişeye düşürmüş olabilir? Ani bir erken seçimle, onlar daha partilerini kurmadan, onları siyaset dışında bırakma düşüncesi, sayın Kılıçdaroğlu’nun “mecburen erken seçime gidecekler” düşüncesini haklı çıkarabilir? Zaten ucu ucuna seçim kazanan partilerin, birkaç puan da olsa, oy kaybetme lüksleri yok!.. Bu sebeple, erken seçim macunu bence de tüpten çıkmış bulunuyor, bakalım tahminlerimiz tutacak mı?