28 Ekim günü oynanan Trabzonspor ile Gaziantepspor arasındaki maçın son dakikalarında, Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu; “Trabzonspor’un penaltısını vermedi” bahanesiyle, Türkiye Futbol Federasyonu birinci lig hakemlerinden Çağatay Şahan ve yardımcılarını, maç sonrası statta zorla alıkoydurdu ve kendisi İstanbul’dan gelene kadar da bırakmamalarını istedi…
Durumdan hemen haber edilen, isim verilmediğinden de, sayın Cumhurbaşkanı olduğu tahmin edilen kişinin telefonu sonrasında hakemlerin salıverildiği ve Başkan’a; “Dünyaya rezil oluruz, hakemleri derhal serbest bıraktır” dediği öğrenildi…
Daha önce de böyle hukuksuz, kuralsız işlere kalkışan bu Başkan, Trabzonspor gibi bir kulübün başında bulunmayı hak ediyor mu? Yoksa, sadece parasının veya çok önemli kişilerin himayesi ve hatırına mı orada tutuluyor?
Maç sırasında dışarıda olan, 4 saat hakemleri rehin tutturanın söylediği şu sözlere bakınız: “Oraya geliyorum, ben gelene kadar hakemleri stattan çıkartmayın!..” Ardından A Spor’u arayıp; “O hakemi bakalım oradan kim çıkaracak!? Ben 49 yaşıma kadar adam gibi yaşadım, kadın gibi yaşamadım!.. Allah bir gün bile ömür verdiyse, onu da adam gibi yaşayacak, 100 sene kadın gibi yaşayacak yerde, adam gibi bir sene yaşarım” diyerek, durduk yerde de işe kadınları karıştırıp, bu işle hiç alâkası yokken onları da aşağılamış, iyi mi?
Benim anlamadığım ise şu; böyle bir eşkıyalık yapılırken, bu koca şehrin emniyet görevlileri neredeydi!? Tekmili birden Gürcistan’a veya Ukrayna’ya tatile mi gitmişlerdi, ne!?
Bu olay üzerine CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, kadınlar adına tepki gösterdiler… Aylin Nazlıaka; “Bu zat, kadını eşit görmeyen zihniyetin ete-kemiğe bürünmüş halidir… Trabzonspor Başkanı zavallı bir erkek olacağına, keşke Karadeniz kadını Havva Ana gibi biri olabilseydi…” dedi…
Ruhsar Demirel de; “Kadın kadar onurlu olamayacak insanların söyleyeceği sözler bunlar… Türkiye bir hukuk devleti ise, bu sözler üzerine Savcılar derhal harekete geçmelidir” dedi…
Sahi; bu ülke siyasileri, ticarileri, sporcuları, yandaş medyacıları, yanaşma gazetecileri ile nereye gidiyor!? Eğer bir hukuk devleti isek, bu ‘Kulüp Başkanı’ denen adamın yaptığı ne!? Neden hemen birileri gibi yaka-paça, sabahın saat 05’inde derdest edilip tutuklanmıyor!? Eğer bu ülke yeni kutladığımız Cumhuriyet’le yönetilmiyor, diktatörlükle ve eşkıyalıkla yönetiliyorsa, biz iki de bir niye demokrasinin gereği olan seçime gidip duruyoruz!?
Bu Başkan denen adamın yaptığı alıkoyma işinin cezası; TCK’nun 109’uncu maddesine göre “Bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası” gerektirir!.. TCK’nın 43/2 hükmü gereği de, birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmışsa, cezası dörtte birinden, dörtte üçüne kadar arttırılır… Bu da en az “2 yıl 6 ay hapis ” veya en çok da “17 yıl 6 ay hapis” cezasıdır…
Aradan kaç gün geçti, siz böyle bir yargılama veya ceza duydunuz mu? Yoksa, tıpkı önceki suç işleyenler gibi, bu da mı kanuna uydurulup, bir şekilde unutturulup da affedilecek mi?
Bu ülkede sanatın, kültürün, sporun, eğitimin ne hallere düştüğünü görüyor musunuz? Fransa Fazıl Say’a ödül verdi, kaç gazetede bunu okudunuz? Üniversitenin kapısından içeri girmemiş bazı siyasilere, kapılarından girmediği üniversite yöneticilerince, “iş olsun-yağ olsun-torba dolsun” diye “Fahri Doktora” unvanı veriyorlar, onlar da cübbeyi giyip, memnun şekilde bunu kabul ediyorlar! Neyi başarıyorlar ise, neden ertesi günkü bütün gazeteler bu haberi veriyorlar!.. Aaah ahh, bundan komik ve saçma haber olur mu?
Sakin KOŞAR…