CHP Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 16 Haziran günü Ankara’dan başlattığı 432 Km’lik yürüyüş 25 gün sürdü ve 9 Temmuz 2017 Pazar günü Maltepe’de sona erdi…
Mübarek Ramazan günü başlayan bu yürüyüşte, ellerde sadece Türk Bayrakları ve “Adalet” yazılı pankartlar taşındı, hiçbir siyasi parti amblemi, dernek ve kuruluş bayraklarına yer verilmedi, siyasi sloganlar atılmadı… 25-26-27 Haziran’da Ramazan Bayramı da yollarda kutlandı…
Yol boyunca bazı yerlerde muhaliflerin tepkileri vardı: Rabia, Zafer ve Bozkurt işaretleri yanında, bazen yollara hayvan gübreleri döküldü, bazı Belediyeler suları kesti ama yürüyüşteki herkes onlara gülerek ve alkışlayarak tepki verip geçtiler…
9 Temmuz Pazar günü saat 18.30’da Kılıçdaroğlu toplanan kalabalığa seslendi… CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, meydanda “1.600.000” kişinin olduğunun uzmanlarca hesaplandığını bildirince, İstanbul Valiliği bu kalabalığın sadece “175.000” kişi olduğunu resmen açıklamış gibi yaptı… Kimine göre ise bu rakam “3.000.000”du…
Kılıçdaroğlu, konuşması sonunda 10 maddelik bir manifesto açıklayıp, orada toplananlara onaylattı… İtalyanca bir sözcük olan manifesto; “Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi” demektir. (TDK Sözlüğü: Sayfa=1340.)
Ne deniliyordu bu manifestoda: “1-FETÖ’nün siyasal ayağı ortaya çıkarılsın. 2-OHAL derhal kaldırılsın. 3-Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı derhal sağlansın. 4-OHAL mağdurlarına yargı yolu hemen açılsın. 5-Hapisteki milletvekilleri hemen çıkarılsın. 6-Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılsın. 7-Türkiye gayrimeşru bir Anayasa ile yönetilmesin. 8-Meclis üzerindeki vesayet derhal kaldırılsın. 9-Teröre karşı ortak irade geliştirilsin. 10-Acilen barışçıl, Atatürk’ün vasiyeti olan bir dış politikaya geri dönülsün…”
Herkesin merak ettiği soru ise şuydu: “Tamam, o Yaz sıcağında tam 25 gün yüründü, bayılanlar oldu, kalp krizi geçirenler oldu, ayağı su toplayıp da hastaneye yatırılanlar oldu da, iyi ama bu yürüyüşten ne kazanıldı?”
Öncelikle bilinmelidir ki, böyle toplumsal hareketlerin neticeleri hemen görülmez!.. Öncelikle şunlara bakmamız gerekir:
--Eğer bu yürüyüş amacına ulaşmamışsa, her gün o yollarda işini-gücünü bırakıp da 20 Bin ile 30 Bin insan niye yürüdüler? Orada iş mi arıyorlardı, aş mı arıyorlardı?
--Eğer bu ülke insanlarının “Adalet” diye bir dertleri yok idiyse, bir Pazar tatili gününde 1.600.000 insanın, ceplerinden para harcayarak, İstanbul-Maltepe’de ne işleri vardı?
--Eğer bu yürüyüş ve bu miting bir işe yaramamış ise, bunca muhalif insan niye telaş içinde, neden peş peşe açıklamalar yapmak, sosyal medyada kendilerini madara etmek pahasına olmadık ve ucuz eleştirilerde bulunmak zorunda hissediyorlar?
--Adalete ihtiyaçları olmasa, 80’lik dede ve ninelerimiz bile, sağlıklarını tehlikeye atarak niye yollara düştüler?
--Bunca yabancı basın mensubu niye buralara kadar büyük masraflarla geldiler? Neden dünyada sosyal medyada bu yürüyüş ve miting birinci sıraya oturdu?
Demek ki yürüyüş amacına çoktan ulaşmış!.. Ne diyordu Sayın Kılıçdaroğlu; “Yıllardır sanki duvara konuştuk, isteklerimiz kabul görmedi… İsteklerimiz yerine gelmezse, bu yürüyüşler devam edecek” diyordu… Yani pas yerini bulmuştur, top karşıdadır… Yanıt alınamazsa ne olur? Daha büyük yürüyüşlerin önü açılmıştır, bence de amaca ulaşılmıştır!