Haziran sonunda TV’lere bir haber düştü: Hastanede tedavi gören bir oğul, evini sattırmayan anasını mahalle ortasında döverken, esnaflar elinden kurtarıp, hastalıklı oğlunu polise teslim ettiler!.. Oğlundan şikâyetçi olması, onun ceza görmesi için yaşlı kadına ne kadar yol gösterdilerse de, ana yüreği buna dayanamadı ve oğlundan şikâyetçi olmayınca, oğulu serbest bıraktılar!..
Bu ülke insanlarımız, bu güzel Anadolu’muzun çocukları böyle değildi!.. Ne oldu bize, kimler bu güzel insanları bu hallere getirdiler!? Her gün babalarını, kardeşlerini, eşlerini ve çocuklarını öldürenlerin haberlerinden artık gına getirir olduk!.. Peki, ilk akla gelen sebepler neler? Herkes diyor ki; “İşsizlik, parasızlık, eğitimsizlik bizi bu hallere getirdi!..”
Bu işler daha önceleri atalarımız olan Osmanlı Saraylarında olurdu, ama halk bunları bilmezdi, duyurulmazdı!.. Oradaki cinayetler ise işsizlik, parasızlık ve eğitimsizlikten değil, tamamen ‘İktidar Hırsı’ yüzünden olurdu!.. Fatih Sultan Mehmet’in, Bizans elinde rehin bulunan Şehzade Orhan’ı bırakmamaları için ne servetler ödediğini biliyoruz!.. II. Bayezit, kardeşi Cem’i ellerinde tutmaları için Rodos Şövalyelerinin her isteğini yerine getirmişti… Yavuz Sultan Selim, kardeşleri Ahmet ve Korkut’u öldürmek için bir yıl boyunca hiçbir işine bakamamıştı!.. Padişah III. Mehmet tahta geçince, bazıları daha kundakta olan tam 19 kardeşini boğdurmuştu!.. Daha hangi birini anlatayım ki!?
Kardeş katliamlarını ‘Kanun’ haline getiren Fatih Sultan Mehmet idi!.. Aynı dönemlerde İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve İspanyollar da “Krallık” ile yönetiliyordu ama, taht uğruna “Kardeş Katliamı” diye bir alışkanlıkları yoktu!.. Bizimkiler niye böyle yapıyordu, anlamak mümkün değil; ilkellik mi, barbarlık mı, gelenek mi? Şehzade anaları, hep kendi oğullarının tahta çıkması için canhıraş uğraşlar veriyor, sarayda çevirmedikleri entrika bırakmıyorlardı!..
Örneğin; Yavuz Sultan Selim’in annesi, Dulkadiroğlu Alâüddevle’nin kızı Ayşe Hatun’du… Ailesi çok güçlü olduğu için, ağabeyleri olan Ahmet veya Korkut tahta çıkamadılar!.. Yavuz Selim sadece 8 yıl padişahlık yaptığı için, 4 kızı ve sadece bir oğlu vardı, Kanuni Sultan Süleyman bu sebeple hiç tehlikesiz ve rakipsiz tahta oturan tek padişah olmuştur!..
Ancak, 46 yıl gibi çok uzun süre padişah olunca, 8 erkek ve 2 de kız çocuğu oldu… Bu uzun sürede Kanuni’nin hırslı eşi Hürrem Sultan, kendi oğlu olan II. Selim’i (Sarhoş Selim’i) padişah yapmak için yapmadığı düzenbazlık bırakmadı!.. En başta geleceğin tek padişah adayı olarak görülen ‘Şehzade Mustafa’yı, bizzat babası Kanuni’ye öldürterek işe başladı… Sonra av kazası bahanesiyle Şehzade Mehmet okla vuruldu, bir oğlu hastalıktan öldü!.. Kanuni Sultan Süleyman öldüğünde ise, geride Selim ile Bayezit kalmıştı, Konya Ovasında savaşan iki kardeşten Selim galip çıktı, Bayezit İran’a kaçtı, tahta da Hürrem Sultan’ın oğlu II. Selim çıktı!.. Bundan sonra gücü yeten diğer kardeşlerini katledip, tahta geçti, tam 36 padişah gördük; Osmanlı 1923’te yıkılıp, yerine genç Türkiye Cumhuriyeti kuruluncaya kadar devam etti ve bugünlere geldik!..
Nedendir bilmem, İstanbul’da anasını döven evlât haberinde benim aklıma nedense hep bunlar geldi!.. Bunca muhafazakâr, bunca dindar, bunca inançlı insanlarımız varken, biz niye bu hallere geldik, şu uzmanlarımız bir araştırsınlar da, biz de öğrenelim artık!.. Eyy koca koca üniversitelerimiz, orada mısınız, duyuyor musunuz bizi? İyi…