Bir önceki yazımda stresi ve zararlarını kısaca anlatmıştım. Bu günkü yazımda siz değerli okurlarıma stresle baş etme ve kendimize uygun baş etme yöntemleri geliştirme üzerinde durmak istiyorum.
Değerli okur, okuduğum bir kitapta bana stresle baş etmeyi öğreten çok anlamlı bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Hikayemizin ismi “Her şey o kadar kötü olamaz”.
“Hayatımın en zor dönemlerinden biriydi. İflas etmiştim. Elimdeki gayri menkulleri, borçlarımı ödemek için tek tek elimden çıkarıyordum. Yaşama ve çalışma sevgimi iyice yitirmiş kendimi sigara ve alkolle avutur hale gelmiştim. Sağlığım günden güne bozuluyordu. Böyle bir günde ellerim cebimde bir caddede karşıdan karşıya geçerken, belden aşağısı olmayan bir adamı bir kaykay üzerinde karşıya geçerken gördüm. Yaya kaldırımına çıkabilmesi için benden yardım istedi ve ona yardım ettikten sonra bana: “Teşekürler bayım, ne güzel bir hava değil mi? Üzüntülüsünüz; ama, her şey o kadar kötü olamaz” dedi.
Birden düşündüm. Bu adam bu haliyle mutluluğu yakalamış, yaşama bu kadar bağlanmıştı. Peki ya ben? Bana ne olmuştu? Evet iflas etmiştim; ama, dünyada ilk iflas eden ben miydim? Dünyanın sonu değildi ya!
Hemen bankaya gittim bir miktar kredi çektim ve cesur ve sağlıklı kararlar alarak bir müddet sonra eski maddi gücüme kavuştum.
Åžimdi düşünüyorum. İnsanın bu şekilde değişimler yaşaması için ille de benim karşılaştığım gibi bir olayla mı karşılaşması gerekiyor?” Kısa ama bu anlamlı öykü stresle başa çıkabilmemiz için çok manidardır. Olayları gözümüzde ne kadar çok büyütürsek o olay bizi o kadar küçültür ve yiyip bitirir. Ve sürekli stresi tetikler streste biyolojik ve psikolojik birçok hastalığı tetikler. Fakat olaylar karşısında baş etmeyi bilebilirsek stresimizi yönetebiliriz böylece hastalanmaktan bir nebze kurtuluruz. İnsanın yaşam tarzı, kişilik yapısı ve dünyaya bakış biçimi ile stresin o kişideki etkisi arasında derin bir bağlantı vardır. Saraydayken kederli, zindandayken mutlu olmak insanın kendi elindedir. Problemlere ne kadar geniş bir gönülle karşılık verir büyütmezsek o kadar kolay çözüme kavuşuruz.
Sevgili okur şimdide biraz stresle baş etme yöntemleri üzerinde durmak istiyorum.
Stresin farkına vararak ve stres kaynağını analiz ederek probleme yönelik çözüm üretmeye çalışın.
- Stres yaratan etkeni kendi kendinize sorun. Acaba sırf bu yüzden ölür müyüm? Aç kalır mıyım? Eğer cevabınız hayır ise boş verin kafaya takıp stres yapmaya değmez.
- Fiziksel olarak formda olun. Haftada en az 3 ya da 4 gün 20 dakika hafif egzersizler yapın.
- Rahatlamaya çalışın. Bunun için kendinize uygun olarak bir rahatlama şekli seçin. Dua, meditasyon, yoga vs.
- Gün içerisinde kendinize kısa molalar vererek dinlenmeye çalışın.
- Düzgün nefes alıp verme tekniklerini öğrenerek bunları uygulayın, rahatladığınızı ve gevşediğinizi hissedeceksiniz.
- İşiniz için düzenleme yapın. İş hayatınızda, hayatınızda almak zorunda olmadığınız sorumluluklarınız varsa bunları omuzlarınızın üstünden atın. Çalışma yerinizi düzenli tutun. Gerek duyduğunuz her şey elinizin altında olsun. Sık kullandığınız her şeyi kolayca ulaşabileceğiniz yerlerde bulundurun.
Yukarıda saydıklarımıza ek olarak stresle baş etme yöntemi olarak rahatlatıcı müzikler dinleyebilir, probleminizi başka biriyle paylaşıp içinizi dökebilir, dua edebilirsiniz. Bu gibi stresi azaltıcı diğer yollara baş vurabilirsiniz.
Sevgili okur son olarak unutmayın ki “Saraydayken kederli, zindandayken mutlu olmak insanın kendi elindedir.” Güzel gören güzel düşünür güzel düşünen ise hayatından lezzet alır.
