Zorunda kalmadıkça televizyon izlemediğimi söylediğimde etrafımdakiler çok şaşırıyor. Nasıl becerebiliyorsun bunu diyorlar. Becerememem için bir sebep var mı ki?
Bundan 10 yıl öncelerini hatırlarım, babam salonda televizyon izlerken, bir tartışma programından bir diğerine atlar dururdu. Hiç bitmek bilmezdi. Hele ki haber kanallarını hiç söylemiyorum. Kaliteyse, kalite, ihtiyacı gidermekse, ihtiyacı gidermek. İstediğinizi bulabiliyordunuz. Ailelerin izleyebileceği ve sosyal konuların işlendiği televizyon programları vardı o zamanlar. TRT programlarına katılanların klasik giyindiği, argolu veya terbiyesizce kelimelerin sarf edilmediği dönemlerden bahsediyorum. Belki bu dönemin son zamanlarına yetiştim fakat gerçekten aradaki uçurumu görebiliyorum. Artık babam, televizyon izlerken, bir tartışma programından bir diğerine atlayamıyor.
Televizyon programları, tamamen televoleleşmiş, mahremiyet ise ayaklar altında. Sabah 9'dan, akşamüstü 17'ye kadar, sapıklığın sınır tanımadığı sözde evlendirme programlarıyla Müslüman-Türk aile yapısını yok etmek için türlü türlü virüsler salınıyor.
Televizyon dizisi diye karşımıza çıkan anlamsız şeylerin tek bir amacı var: Müslüman-Türk aile yapısında olmayan manzaraların artık normal karşılanması. Bir kuşak bu dizilerle büyüyor, bundan sonrası daha kötüleriyle de büyüyecek.
Eskiden politik tartışma programları, genellikle prime time'dan, yani saat 23.00'ten sonra olur, sıkı takipçiler de uykusuz kalma pahasına bu programları izlerdi. Ama şimdi o saatlerde bile böyle programları gördüğümüzde vahada serap görmüşçesine seviniyoruz.
Bu saatlerde, televizyon kanallarını, boşuna işgal ettiğini düşündüğüm ve oldum olası nefret ettiğim Okan Bayülgen programlarından bir tanesi olan “Disko Kralı” programına, ne idüğü belirsiz bir vatandaş çıkıyor ve saçma sapan şeyler konuşuyor. Kendisine yöneltilen “evcil olmayan bir hayvan beslemek isterseniz, hangisini beslerdiniz” sorusuna, ilk önce “erkek” yanıtını veren medya maymunu, ardından da “Türk erkeklerinin yüzde 80'i hayvan olduğu için onları evcilleştirmek gerekiyor” şeklinde cevap veriyor.
Hadi, kadınların sokaklarda bas bas bağırdığı cinsel ayrımcılığı, erkekler için yapmasını geçtim, Türk erkeklerinin yüzde 80'i hayvandır diyerek ettiğin hakaretin ağır bir bedeli olmak zorunda.
Televizyon programlarında her gün bir komedyen çıkıp Türkleri aşağılamak namına her şeyi yapıyor, buna birilerinin çıtı çıkmıyor, ama diğer etnik kimlikler hakkında en ufak bir şey dendi mi direk faşist yaftasını yiyorsun.
Milliyetçi söylemlerde bulundu diye baskı yaptırılarak televizyon kanallarından uzaklaştırılan sunucuyu düşündüğümüzde, Türklere hakarete varan söylemlerde bulunanlara, halkın, çıt çıkarmaya tenezzül etmemesi gerçekten acı verici. Hatta, milliyetçi söylemlerde bulunan sunucuya RTÜK müdahale ederken, Türk'e söven, bu ve bunun gibi vatandaşları ödüllendirircesine cezasız bırakmak, durumun ne kadar kahredici bir noktada olduğunu ispatlıyor.
Yeter artık!!!
