20 Åžubat 2012 Pazartesi günü Meclis Anayasa Komisyonu toplandı. Komisyonun konukları Türkiye,deki azınlıklardı ve kendileriyle, yeni anayasa hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.
Anayasa Komisyonu,nun önemli konuklarından biri de Fener Rum Patriği Bartholomeos idi. Zaten komisyon toplantısına damga vuran cümleleri de kendisi sarf etti.
Mevcut Anayasa,da da geçen Türklük tanımlaması hakkında tıpkı Anayasa,da geçen şekliyle bir açıklama yapan Bartholomeos, “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türk,tür. Türklük bütün Türk vatandaşlarının beraberce varlığının ve dayanışmasının ifadesidir” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti,nin kurulduğu günden bu yana birçok tartışmaya malzeme olan Anayasa,daki Türklük tanımlamasının, Bartholomeos,un yapmış olduğu açıklamayla, malzeme olmaktan çıkarılması yolunda, büyük bir aşama kaydedilmiştir. Çünkü Anayasa,daki Türklük tanımlaması birilerinin canını yakıyordu. Bunu da Bartholomeos,un açıklamasından sonraki tepkilerde görebiliyoruz.
Nedir bu tepkiler;
Oktay Öztürk (MHP):” İnşallah diliyle ikrar ettiğini, yüreği de tasdik ediyordur. Çünkü hepimizin üzerinde durduğu tek doğru vardı, Bartholomeos da onu yakaladı ve ifade etti. Bana göre aklını zorlamak suretiyle ulaşabildiği en güzeli yakalamış oldu. Bu şekliyle bu kadar açık net ilk defa böyle bir tanım yapıldı. Birçokları anayasadan Türk ve Türklük ile ilgili ifadelerin kaldırılmasını istediler. Bir tek gerçek vardı, o da onu gördü” dedi.
Atilla Kart (CHP): “Bizler dinleyici konumundayız. Bartholomeos,un Türklük tanımlaması daha doğrusu vatandaşlık tanımlaması anlamlıydı. Ruhban Okulu konusunda da çok net değerlendirmeler yaptı. Kamuoyunda, Türkiye Cumhuriyeti yasalarının denetimine girmek istemediği eleştirisi yapılıyor. Orada da çok açık sorularımız üzerine Ruhban Okulu,nun Milli Eğitim Bakanlığı,nın denetimine tabi olmasına itirazlarının olmadığını, bu denetime tabi olmak istediklerini ifade etti. Gerçekten yararlı bir sonuç oldu. Yararlı bir görüşme oldu bizler için de. Anayasa görüşmelerinde bir Türkiye fotoğrafını görüyoruz, bir laboratuvar adeta. Bütün mesele işte burada. Farklılıkları görüyoruz. Bu farklılıklar içinde bir orta payda yaratmamız gerekiyor. Olaya bu boyutuyla bakıyoruz” dedi.
Mehmet Metiner (AK Parti): “Devletimizin adı Türkiye Cum-huriyeti Devleti,dir. Dolayısıyla bu devlet ırki anlamda Türklerin devleti değildir. Bu ülkede ırken Türk olmayan bütün vatandaşlarımızın devletidir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti ırkları farklı olan bütün vatandaşlarımızın devletidir. Vatandaşlık tanımı anayasal temelde olmak mecburiyetindedir” dedi. Bartholomeos,un azınlık psikolojisiyle konuştuğunu ifade eden Metiner, “Ne kadar resmi tezi dillendirirse o kadar sadık kabul edilebilirim endişesi taşıyor. Olabilir. Ama bu ülkenin biz Bartholomeos,u değiliz ki. Bu ülkenin asıl sahipleriyiz. Bartholomeos gibileri de asıl sahipleri ama o psikolojik ortamı anlamak lazım. Yani Bartholomeos yeni bir şey söylemiyor. Herkes Türk,tür, herkes niye Türk olsun? Hangi anlamda Türk olsun? Anayasal anlamda Türk,tür. Türkçe,nin dışındaki dillere sınırlı özgürlük tanırsanız onları bir takım imkanlardan yoksun bırakırsınız” dedi.
Komisyon toplantısına katılan azınlıkları dinleyen komisyon üyelerinin vermiş olduğu tepkiler apaçık ortadadır.
Halka, zorla Türklüğü, rahatsız olunacak bir durummuş gibi lanse edenlerin hiç beklemediği bir açıklamada bulunan Bartholomeos, açılımcıları hayal kırıklığına uğratmıştır. Çünkü, en başından beri açılımcıların savunduğu “azınlıkların, kimliklerini rahatça savunmaları ve Türkiye Cumhuriyeti,nin her vatandaşının Türk olarak kabul edilmesinden duyulan rahatsızlık” öngörülerinin, Bartholomeos,un bu açıklamasıyla ne kadar samimi ve gerçekçi olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır.
Yarayı kaşıyanların, olayı ırkî meseleye dayandırmaları, aslında olayın bununla hiçbir alakası olmadığını bilmelerine rağmen, işlerine gelmediği için “Türküm” demekten çekinmeleri ve Türklük yerine “Türkiyelik” kavramını oluşturmaya çalışanlara inat, Bartholomeos,un “Hepimiz Türküz!” çıkışı, gerçekten üzerinde çok kafa yorulması gereken bir konudur.
“Türküm” demekten çekinerek “Türkiyeliyim” diyenleri esefle kınayarak, Musevi Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Can Bonomo,nun “Türküm” demesiyle başlayan ve Bartholomeos,un da “hepimiz Türküz” diyerek devam ettirdiği süreçte, birilerini utandıran herkesi can-ı gönülden kutluyorum.
