Ülkemiz genelinde zengin bir efsane kültürümüz vardır.
Ülkemizin hangi iline, hangi ilçesine ve köşesine gitseniz, o yörede geçmişte yaşamış olan insanların yaşam kültürlerini yansıtan, mutlaka bir efsaneye rastlamamız mümkündür.
Köşe yazılarımda da, ulaşabildiğim bu efsaneleri zaman zaman yeri geldikçe, köşemde dile getirerek, bu kültürel zenginliklerimiz hakkında bu bilgileri okuyucularımızla paylaşmaya çalıyorum.
Daha önceki yazılarımda, Muğla ve yöresinde yaşanmış çeşitli efsanelerle ilgili olayları anlaşılır bir dille okuyucularımızla paylaşmıştım.
Muğla ilinde geçmiş olan ve daha önceki yazılarımda okuyucularımla aktardığım efsanelerden, Marsiyas çoban efsanesi, Gelin Geçmez Köprüsü efsanesi, Hamursuz Dede Efsanesi, Åžahidi İbrahim Dede Efsaneleri, Çiçek Baba Efsaneleri, Sedir Adası (Cleopatra Adası) Efsaneleri bunlardan bazılarıdır.
Bu günkü köşe yazımda da, araştırmacı arkadaşım Mithat Erdemi'in bana attığı e-maillerden esinlenerek, ülkemizin Cennet köşelerinden Malatya ili Darende ilçesinde geçen “FATMACIK KAYASI EFSANESİ”ni de anlatarak, yine aynı şekilde okuyucuları-mla paylaşmayı düşünüyorum.
Bu efsanemiz de, adını bundan üç asır önce yani, XVII. yüzyılda yaşamış olan "Sadrazam Mehmet Paşa'”dan almış bulunan, Darende'nin şirin bir köşesi olan “Mehmet Paşa Mahallesi”nde geçtiği belirtilmektedir.
Bu efsanede adı geçen “Fatmacık Kayası“ da, Malatya ilimize bağlı Darende ilçesinin, Mehmet Paşa Mahallesi,nin karşısında yer almakta olan “Suvacık Tepesi”nin aşağı yamaçlarında yer alır.
Efsaneye göre, Mehmet Paşa Mahallesi,nde orta halli bir aile yaşarmış.
Ancak, bu evin reisi öldüğü için, evin geçimini oğlu sağlarmış. Bu ailenin üç tane de koyunları varmış. Bu koyunları bazen evin ihtiyar kadını bazen de gelini, mahallenin hemen karşı tarafında bulunan ve etekleri mahallenin bahçelerine kadar uzanan “Suvacık Tepesi” diye anılan dağa yaymaya götürürlermiş. Bu süreç böyle devam ederken, bir gün evin ihtiyar kadını hasta olduğu için, gelinine “Koyunları bu gün sen götür yay ben hastayım” demiş.
Adı Fatma olan geline, o mahallede dili tatlı, yüzü güleç olduğu için tüm komşuları “Fatmacık” adıyla seslenirlermiş.
İşte Fatmacık gelin, küçük çocuğunu da beşiğiyle birlikte alarak, Suvacık Tepesi,ne koyunlarını yaymaya gitmiş. Kendisi çocuğu uyutmak için beşiği ninni çağıra, çağıra sallarken, aç olan koyunlar Fatmacığın yanından yayıla yayıla uzaklaşıp gitmişler. Fatmacık biraz sonra etrafına bakınca, koyunları sağa, sola bakarak aramış, taramış, koyunları bulamayınca da, “Acaba geri eve mi kaçıp gittiler diye düşünmüş ve çocuğu da beşikte uyuduğu için, eve götürmeye kıyamamış, orada bırakarak hemen eve gidip bakayım, koyunlar gitmişler mi?” diye söylenerek, Suvacık Tepesi,nden hızlı, hızlı inmeye başlamış.
Koşa, koşa eve varmış. Hasta yatağında yatan kaynanasına “Ben tepede koyunları yitirdim. Acaba eve geldiler mi diye bakmaya geldim” demiş.
Aslında titiz mi titiz, cimri mi cimri olan kaynanası "Gelin koyunları ister evde ister dağda bul. Ama bulmadan gelme. Yoksa seni akşama oğlana söyler, bir iyice kötek attırırım” demiş.
Fatmacık, koyunları evde bulamayınca, acele, acele Suvacık tepesine gitmiş.
Bakmış ki, çocuk halen mışıl, mışıl uyuyor. Başlamış koyunları aramaya ve aramış, aramış bulamayınca, naçar kalıp beşiği de iki eliyle kucaklayıp ağlaya ağlaya “Suvacık Tepesi”nden inmeye başlamış.
Tepeden inerken, uzaktan evleri ile karşı karşıya gelmiş ve o anda kaynanasının sözlerini hatırlamış. “Ben şimdi eve nasıl gideyim” diye korkmuş,
Beşiği kucağından indirip yere koymuş. Bu arada çocuk ta uyanmış. Ağlar durur-muş, çocuğun ağlaması ve kendisinin korkudan ağlaması ile kaynanasının sözleri birbiri-ne karışınca, Fatmacık iyice yüreklenmiş ve efsaneye göre “Allah'ım, koyunları bulamadım. Kaynanam bana akşama kötek attırır. Konu komşuya rezil eder, dayak yiyip ve konu, komşuya rezil olmaktansa , ya beni taş et, ya da kuş et" diye yalvarmış.
İşte o anda, hava birden kararmış bir uğultu gelmiş ve Fatmacık gelin çocuğu içinde beşiği ile birlikte taş olmuş. O gündür, bu gündür bu taş Mehmet Paşa Mahallesinin karşı yamacında Suvacık tepesinin biraz aşağı kısmında yüksekliği yaklaşık üç dört metre, çevresi bir buçuk iki metre olarak, ayakta durmaktadır.
Fatmacık kayasının baş kısmı yuvarlakça olup, boyun kısmına doğru hafif incelir vaziyettedir. Ayrıca, yanında koca bir sandığa benzer bir de taş bulunmaktadır ki, işte bu da Fatmacık gelinin beşiği ile birlikte çocuğu olduğu ifade edilmektedir. Åžimdiye kadar dimdik ayakta duran “Fatmacık Kayası” adıyla anılan taş, daha nice yıllar bu efsanenin cansız bir abidesi olarak bulunduğu yerde karşımızda duracaktır.
Kaynak: Dil Edebiyat- DARENDE
