Oyun içerisinde oyun oynatan emperyal güç, ülkemizde herkesi kullanıyor. Dersim isyanının adını bile Dersim soykırımına dönüştürdüler. Bilgi kirliliği pompalanmasıyla halkın kafası karıştırılarak amaçlarına ulaşıyorlar.
Dersim isyanının sorumlusunu CHP ve Atatürk gibi göstermeye kalkışıyorlar. Anlaşılan Dersim'den dersini iyi almayan, çalışmayan CHP'li milletvekilleri de bu oyuna alet oluyorlar. İnanın çok üzülüyorum.
Dersim'de acılar yaşanmıştır. Bu bir gerçek. Lakin isyanların arkasında emperyal güçler vardı. Bu isyanlar, Devrimci Cumhuriyet'e karşı feodal gerici sınıfların hakim konumlarını koruma amacıyla halkı kışkırtmasıyla çıkartılmıştır. Atatürk, 15 yıl boyunca Dersim'i barış yoluyla kazanmaya çalıştıysa da Dersim ağaları buna engel olmuşlardır. Fransızlar ve İngilizlerle işbirliği yapılarak Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya çalışmışlardır. Günümüzde aynı şeyi Pkk yapmıyor mu? Hükümet haklı olarak Tunceli dağlarında (Dersim) 80 Pkklı terörist var diye 1 hafta önce jetlerle bomba yağdırmadı mı? Tarihin tekerrürü çelişkinizi ortaya çıkarmıyor mu? Böyle düşünürseniz , suçlarsanız 50 _ 60 yıl sonra aynı tepkiyi sizler almayacak mısınız? Tarihte yaşanan yaşanmıştır. Acaba bundan ne ders alabiliriz diye de bakmak gerekir. O zaman isyan edenlerle, şimdi edenleri aynı kefeye koymak veya koymamak tarihçilere bırakılsa bile, çekilen acıları, sıkıntıları hafifletmez. Ateş düştüğü yeri yakar. Hiç kimsenin ölmesini, öldürülmesini istemediğimiz için 1937 _ 1938 yıllarındaki isyanda ölenlere, kayıplara elbette üzülüyoruz. Arşivler açılmışken Çorum'da , Maraş'ta ve Sivas'taki Alevi katliamlarının da hesabının sorulmasını istiyoruz. Tarihi yok etmek, tarihi yok saymak mümkün değildir. Tarihi gerçekleri inkar edemeyiz.
Sevgili okurlar, Osmanlı'dan kalan kötü miraslar cumhuriyetin ilk yıllarında, devrimlere karşı baş ağrısı yaratmıştır. Objektif olarak şöyle düşünelim. Osmanlı'nın kurulduğu zaman, 1299 yılında Anadolu,da 40 bin tane köyü alın. Bu köyün fotoğrafını çektiğinizi düşünün. Bir de Atatürk'ün cumhuriyeti kurduğu 1923 yılında aynı köylerin fotoğrafını çekseniz, 620 sene o köylerin üstünde, içinde taş taş üstüne konmuş değildir. Bir adım ileri gitme olmadığı gibi bir şey yoktur.
Batıda buhar dönemi, batıda sanayi dönemi, batıda atom dönemine gelmişken, bizim Türkiye'de sadece, orada kendi yağıyla kavrulan köylüler vardı. Zavallı köylüler, sadece Osmanlı'ya asker ve vergi vermekten başka günahı olmayan köylülerdi. Osmanlı,dan kalan miras buydu. Tarihi gerçek bu değil miydi? Her şey cumhuriyetten sonra hızla değişmedi mi? Devrimler bunun için yapıldı.
Yıllarca süren savaşlar, aylarca süren ayaklanmalar, fakirlik, sefalet, acılar ve yeniden ülkenin düzene girmesi için verilen mücadeleleri bir bir gözünüzün önüne getirin bakalım, Atamızın ve silah arkadaşlarının hakkını ödeyebilir misiniz? Esas haksızlığı ve sorumluluğu bu değerli devlet adamlarımıza yükledikleri için asıl özürlü onlardan dilememiz gerekir.
Sıcacık tv kanallarının stüdyolarında ahkam kesenler, yalakalık yapanlar, bu tarihi gerçekleri bilmemezlikten gelmeleri ise bir ayıptır. Utançtır.
Cumhuriyeti kuran partiye, cumhuriyeti yıktırmak istiyorlar. CHP'li milletvekilleri uyanık olmalıdırlar. Bu yazıyı kaleme alırken haberlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sine-i millete dönmekten bahsediyordu. Bence geç kalmasınlar. Atatürk'e ve Cumhuriyet'e yapılan saldırıların artık tahammül edilecek bir tarafı kalmadı. Hemen sine-i millete dönüp bir an önce Anadolu,nun bütün il, ilçe, belde ve köylerinde cumhuriyete yapılan haksızlığı anlatsınlar. Halkı bilinçlendirsinler. Tunceli halkı niye CHP'ye oy veriyor, bunu da anlatsınlar.
Sevgili okurlar, anlaşılan o ki bizler cumhuriyeti 1 asır (100 yıl) bile koruyamayacağız. Gidişata bakılırsa emperyalist güçler ülkemizi parçalayacaklar. ABD planıyla, Atatürk'ü Dersim'den vurmak amacı, daha ileride bakla oyunlarla devam edecektir.
Kamuoyu geçmişle oyalanarak, gündemde olması gereken bir çok olay göz ardı ettiriliyor. Dış sorunlar ise Suriye'ye endekslenmiş durumda. Adım adım ülkemizi savaşa itiyorlar. Bu oyun bozulmalıdır. Geçen gün Milliyet Gazetesi'nde Gülhan Elmas'ın soru-cevap bölümü ilgimi çekti. Sizlerle paylaşmak istedim.
'SORU: İki yüzlülük nedir?
CEVAP: Ülkesindeki gazeteci, general, yazar, milletvekili ve öğrencileri 'halkı isyana teşvik suçundan' yargılanırken Mısır, Cezayir, Tunus, Libya ve Suriye gibi ülkelerde halkı isyana teşvik etmektedir. Gülhan Elmas _ Milliyet
Doğru söze ne denir? Åžapka çıkartılır. Ayrıca üzerinde hiç güneş batmayan (imparatorluk) ülkeye de dikkatinizi çekmek isterim. 'Asılırsan İngiliz ipiyle asılacaksın' derler. Cumhurbaşkanı Gül ve eşi bu kargaşada (Ortadoğu,yla iplerin gerildiği dönem) İngiltere'ye ziyareti zamanlama açısından önemi de düşündürücüdür. Medyada çok sey yazıldı, çizildi, magazinleştirildi. Hani derler ya 'Dost başa, düşman ayağa bakar' deyişi, kraliçenin Hayrunisa Hanım'ın topuğuna gözlerini dikmesi, acaba geçmişteki isyanların da sahiplerini belli ediyor mu? Bir kritik edin bakalım.
İşte böyle sevgili okurlar. Dersim'den dersimi aldım
Dost belli... Düşman belli...
